The Crown – İngiliz Krallığına Tepeden Bakış

Masalsı görünümüyle, etkileyici tarihi kalelerinde ve konutlarında hala “gerçek” soyluların yaşadığı tek ülke olan Birleşik Krallık veya Türkiye’de genelde hitap edildiği şekilde “İngiltere”, binlerce yıllık tarihini ve geleneklerini küçük modifikasyonlar olsa da günümüze kadar devam ettirebilmiş, tarihin tek “kazanan imparatorluğu.”

Öyle ki, Tüm Avrupa’da monarşi ya Ruslarda olduğu gibi acımasızca devrildi, ya da gücünü önemli derecede kaybederek magazin haberlerinde yaşamaya devam edebildi.(Devrilmeyen monarşiler her ülkede saygı görmeye ve yaşamaya devam ediyor.)

İngiltere ise bu noktada çok kritik bir yerde. Çünkü, bu ülkede monarşi siyasi görüşten bağımsız olarak halkın çok geniş kesiminden “milli bir gurur” olması sebebiyle destek ve ilgi görür. Krallığın binlerce yıllık devamı, bir arada kalması monarşinin güçlü olmasıyla sağlandı. Ve bu sebeple İngilizler uzun yıllar dünya hakimiyetini devam ettirdi. Modern zamanda ise ayrılana kadar Almanya ile birlikte Avrupa Birliği’nin ana gücü, başat ülkesi olmayı başardı.

Dünyada ilk demokratikleşme hareketleri, monarşinin gücünü sınırlamaya yönelik hareketler İngiltere’de ortaya çıkmışsa da hiçbir zaman monarşi Ruslar ve Fransızlarda olduğu gibi bir nefret odağı olmadı. Günümüzde ise hala gayet aktif şekilde, demokratik kurumlarla ve bu demokratik kurumların, yani seçilmişlerin desteğiyle devam etmekte.

Sokaklarında evsizler yatan Londra’lılar, iş bulamayan yeni mezun taşralılar, veya tarihe meraklıların çarpık ilişkiler ve cinayetler geçmişini ortaya çıkartıp Kraliçe’ye küfür ettiğini, yok olması gerektiğini söylediğini böyle bir kampanya üzerinden siyasi hareket yeşillendiğini görmeniz mümkün değildir.

Bu, İngilizler aptal olduğu için değil, İngilizler’in geleneğe çok bağlı olmasından kaynaklanıyor. Bu kadar gelenekçi bir toplumun yobazlaşıp içine kapanmasını beklersiniz değil mi? Ancak o da bir gerçeklik değil. Birleşik Krallık, Avrupa’nın ve dünyanın sanayisi en gelişmiş, sosyal güvenlik sistemi en verimli, üniversiteleri en iyiler arasında, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri “yaratan” bir insan kalitesi var. Yani aslında monarşi bu duruma engel oluşturan, ilerleme ile çelişen bir olgu değil. İngilizlerin başarısı bu durumun en güzel örneği. 

image

6 sezon, her sezonda 1′er saatlik 10 bölüm olarak planlanan The Crown, 2016 Kasım ayında Netflix üzerinden yayınlandı. Ve Netflix’in dediğine göre Kraliyet evliliği kadar ilgi çekti. Dizi, 1926 doğumlu bugün de hükümdarlığı devam etmekte olan II. Elizabeth’in 1947′de evlendiği zamandan başlıyor. Bir solukta izleyeceğiniz ilk sezon 1955 yılına kadar olan sürede, Kraliçe’nin erken dönemini anlatıyor.

Kraliyet ailesi ile ilgili merakınız varsa, tarihi dönem dizilerini seviyorsanız mutlaka izlemeniz gerek. Tarihi dizi diyoruz ancak, Kraliçe hala yaşıyor ve dizi günümüze kadar ilerleyecek. Her iki sezonda bir yeni karakterler eklenecek.

Din, devlet, monarşi… Bu bağlamdaki tartışmalar, günümüz Türkiye’sinde bile hala güncelliğini koruyor. Anayasal yönetim ve sonlandırılan bir monarşi olmasına rağmen tartışmalarda her daim tazeliğini koruyan bir konu.

“İngiliz Kraliyeti semboliktir, yönetime karışmaz” ezberindeyseniz, monarşinin ve demokrasinin nasıl birlikte var olduğunu, monarşinin tanrısallığını, monarşinin devamının nasıl devleti ve demokrasiyi yani varoluşu garanti altına aldığını ve bu sebeple nasıl korunduğunu, sınırların nerede çizildiği, ve bu kompleks durumun nasıl devam ettiğini merak ediyorsanız The Crown sizin için bir dizi.

Hem güncel tartışmalarımıza, hem tarihe hem de işin magazin ve büyülü tarafına dokunan, ilgililer için gayet güzel bir dizi. Bunun yanında başrol oyuncularının ödül aldıklarını da eklemeyi unutmayalım.

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir